zifir's profilekalk âşık kalk..acele et...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
kalk âşık kalk..acele et biraz / bak!su sesi geliyor../..sense susuzsun ve uyuyorsun.. |
||||||||||||||||||||||||||||
|
November 28 ..!Kar Yağıyor Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma Hep senin yerine ben yanardım Ve şimdi ise buz gibi gecelerden korkar oldum November 27 ..! |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Ezbere dayalı atmosferin,
varoluş temeline dayanan esareti mi..!
Kaderin ve tinsel baskının hüküm sürdüğü
bir gecenin sonunda,
dökülür bu soru işaretler karmaşası… .Bütün tedirginliklerin, kaygıların,kuşkuların ardı ardına gelmesi
bir krizin başladığı son saniyeleri haber verir.... Bu sinyali alan ben…..
zannetmeyin ki;
derin galaksilerin arasına dalmış.
Bu yazgıyı,tinsel baskıyı, varlığını değiştirme konusunda,
beyninin henüz ölmediğini, duygularının henüz kurumadığını,
hangi ruh durumda olursa olsun kendi yazgısının yaratıcısı olduğunun bilincinde.
Bu gece yazılan yaprakların arasında yürüyen siz
kim ve ne olduğunuzu, gizli deliliklerinizi, kendi kusurlarınızı,
korkularınızı, yanlışlıklarınızı,
karmaşalarınızı,,suçlarınızı, anlık feveran'larınızı,
yokluğun acısını,varlığın karmaşa'sını açıkyüreklilikle ifade edebildiniz mi..!
Yoksa….?
pamuk prenses ,Külkedisi, Sinderalla, Pollyanna.
Don kişot, Don juan, Robin Hooud mu ! oldunuz..
Veya Bunlarla da yetinmeyip,
büyük değişimlere inat edenlerden,
küçük değişimlerin istediği , yürekliliği gösterebilen yolculardan mı sınız..!
Ya da başarısızlıklarınız da, yaşamı seçememeniz de
tanrıyı suçlamanın kolaylıklarına mı sığındınız..! Yahut da….
Her birimiz, pollyanna'nın mutluluk sırlarını kendimize rehber edip,
hayatı “ti” ye aldığımızı zanneden, amatör oyuncu mu yuz..! |
Baskın yemiş tutuklu gibi,
yasaklı ruhun izlerini taşıyorum…
ayışığı, sürgün yemiş gecelerden gülümserken,
ayaklarına pranga vurulmuş yalnızlık,
katran yitmelerden kadranını bileyerek,
ayrılık senfonisini fısıldıyor…
yüreğime düşen kırçiceklerin inadına..
notalar eksik,makam kopuk,
dinleyen dinletenden yorgun….
hüznü sonbaharı yaşıyor gönlüm..
kırık ezgileriyle birlikte..
kelimeler yorgun…
sözcükler anlamlarını yitirmiş…
kalem suskun….
susma hakkını kullanıyorum…
sus deli gönül…
bıçak sırtı geçmişe inat…
gördüklerin göreceklerinin kefili …
hissettiklerin hissettiklerin bedeli..
yazmak … konuşmak çözüm olsaydı şayet…
sen bunları çoktan dile getirirdin elbet…..
O yüzden gene hayata geç teğet…
mutluluk hakkınsa eğer…
yaşadıkların yaşayacaklarına değer…
her şey masalmış anlatılandan meğer…
buzdan gözyaşları…
heykelden resimler çizmekse hüner…
gönül bunları istemese de resmeder
kumdan kaleler…yapbozdan oyunlar
hayat bu işte!...
bazen kandırır, bazen de böyle oyalar…
yaş vucudun altında bükülür…
geçmiş, kambur olup karşında dizilir…
yaşanılan tüm hatıralar,
sürgün yemiş gecelerden...
Yazacağım divitim tükenene kadar ,
Mürekkebim yalnızlığıma teslim olana kadar,
Dolu dolu mutluluk veren bu rahatsızlıklarımı, intihara matuf kalbim ile,
Darağıcana gönderene kadar sayıklayacağım.
Titrek mahkumlar gibi,
Kelimelerin izdivacında en söylenmedik ,
En baba yiğit sövmeleri yorulana kadar haykıracağım..
Önü kör aynalara tekme atar gibi,
Buzdan heykellere yürek yangını işler gibi.
Bazen bir deli nöbeti bazen deli gömleğini giyer gibi.
Ne zamanki ruhum azad eylerse beni düşlerimin ötesinde
Biliyorum bekliyor bir peri beni.
Ey ruh ,
Gördüğüm duyduğum
Ve
Karşımdakine saçma gelen tüm imgelerimin,
Anhesıde benim, isim babasıda benim.
Benim bu saçmalıklarım,
Doğan güneşe ağlarken ,
Batan güneşe göz kırpanda benim.
Varolduğumun sancılarını yaşayıpta ,
Yokoluşumun feryatlarını haykıranda benim.
Varlıkta Benim ,yoklukta benim.
Ey benim zavallı ruhum
,Uyan!.
Çünkü,kötü düş görmektesin../



çocukların oyununa katıldım bugün,
oynadıkları sokağın adını öğrettim onlara,
"düş sokağı" ,
sonra düştükleri vakit,
ellerinden tutacak olan'dan bahsettim,
onları çok seven bir-inin varlığını fısıldadım yüreklerine...
sonra baktım ki gözlerine,
“umut" vardı
ve...
yüreğim, yüreklerinde kaldı....
……
ah huzur..!



| başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere yaşadığından uzun bir tatlı yolculuk dalından inmek yere ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince nerde gördüklerim nerde o beklediğim rengi başka tadı başka.. CAN YÜCEL |
![]() Recados, Gifs e Imagens no Glimboo.com Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller.. sezai karakoç....... |
| Neredesin Sus Kaldır at şu yıpranmış sözcükleri Ellerimde ellerinle büyüsün düşündüklerin İlk yaratıldığın güne dön Sus Ne bulduk iki yüzlülüğünde seslerin Sus büyüsün bu derinlik Büyüsün öğreneceklerin Sus Bu gürültü yıkacak evreni günün biri Sus tükeniyoruz soluk soluğa Buğu gibi Hani erken inerdi karanlik, Hani yagmur yagardi inceden, Hani okuldan, işten dönerken, Işiklar yanardi evlerde, Eskidendi, çok eskiden. Hani ay herkese gülümserken, Mevsimler kimseyi dinlemezken, Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken, Eskidendi, çok eskiden. Hani hepimiz arkadaşken, Hani oyunlar tükenmemişken, Henüz kimse bize ihanet etmemiş, Biz kimseyi aldatmamişken, Eskidendi, çok eskiden. Hani şarkilar bizi bu kadar incitmezken, Hani körkütük sarhoşken gençligimizden, Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yildizlar eski Hatiralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti. MURATHAN MUNGAN |
|
"bedeninle dunyada kalbin ile ahirette ol"
Rabbim! insanoğullarından çektiğim

รקคςєรเ๓ค ﻮєгєкรเz א๏гย๓lคг ๒เгคк๓คאเภ ../..א๏гย๓ אคק๓คк z๏гย๓๔ค ๔єğเlรเภเz
ﻮєгєкรเz ๏lคภlคг ๒เlเא๏гlคг кєภ๔เlєгเภเ รözü๓ ๏ภlคгค...
รקคςєร'lคгเ кเгlєt๓єאєlเ๓.. кเгlєtєภlєгเ ยאคгคlเ๓..!!
|
|
Sinelfcanwrote:
Merhaba. Size bir armağan bırakıyorum. Sohbetimize her zaman bekleriz. Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz. Hakkınızı helal edermisiniz? A. e. o. K.i.b www.xat.com/sevgi_esintisi
Mar. 12
|
|
|
ali rıza ocakçıwrote:
Feb. 8
|
|
|
küpeşte merdivenwrote:
Jan. 25
|
|
|
Aydın ELÇİwrote:
BEN DE BİR FİLİSTİN'İM!
Doğar doğmaz bir İsrail askeri gördüm. Miğferliydi. Bana bakarken suratını buruşturuyor, ayrıca da ağzından burnundan dumanlar çıkarıyordu. Çok korkmuştum. Meğer sigara içiyormuş. İkinci gördüğüm insan annemdi, ama o donuk gözlerle gökyüzüne bakıyordu. Halbuki bana bakmasını, bana bakıp gülümsemesini, sonra sarılmasını ve beni sevdiğini fısıldamasını isterdim. O an anneme öyle ihtiyacım vardı ki... Ne çare istediklerimi yapamazdı. Çünkü ölmüştü. Annem İsrail barikatına takıldığı için, hastahane yolunda, çığlık çığlığa öldü. Ben karnındaydım henüz, doğum çok yakındı. Barikata takıldık. Annemi taşıyan ambulansın üzerine çevrildi namlular. Annemin karnındayken tanıdım kara namluları. Annemin haykırışları, çığlıkları doldu içime, ben de çığlıklar atmaya, tekmeler sallamaya başladım İsrail merhametsizliğine, anlayışsızlığına; fakat ne bana aldırdılar, ne anneme, ne de çaresizlik içinde yalvaran babamla amcama...
Son derece soğukkanlı, hatta keyifli bir yavaşlıkla ambulansın her yanını aradılar, aradılar. Neden sonra: "Bir şey yok" dedi askerlerden biri komutanına, "ambulans temiz." "Filistinliler'in bulunduğu hiçbir şey temiz değildir." derken sırıttı komutan: "Lastikleri de söküp bakın!" "Ama durum âcil, anne hayatını kaybedebilir. Bu durumda tabii bebek de ölür." "Fena mı olur, iki yalelli eksilir dünyadan. Emellerimiz biraz daha gerçek hale gelir." Ambulansın lastiklerini söktüler. Babam yalvardı yalvardı, babama içim parçalandı... Amcam yalvardı yalvardı, amcama içim parçalandı... Annem inledi, bağırdı, ağladı, yalvardı, anneme içim parçalandı... Meğer annem, babam, amcam birer Filistin'miş aslında; daha doğmadan, Filistin'e içim parçalanırmış; bunu çok sonra öğrendim ve öğrenir öğrenmez de bin parçaya bölündüm.
Bin parçaya bölündüğüm gün babamın kucağındaydım. Her taraftan silah sesleri geliyordu. Biz babamla caddenin karşı tarafına geçmeye çalışıyorduk. Birden kendimi yerde buldum. "Babacığım!..." Attığım çığlık benim bile kulaklarıma yabancı geldi. Babam az ötemde kanlar içinde yerde yatıyordu. Gözleri bana dikiliydi. Ağzından kan fışkırıyordu. İsrail'e ikinci lânetimi o gün okudum. İntikam yeminini de o gün ettim.
On iki yaşına geldiğimde elimde sapan vardı. İsrail tanklarına taş atıyordum. Arafat'ın "küçük general"lerinden biri olmak beni onurlandırıyordu, ama taş atarak üstünlük sağlamanın mümkün olmadığını da yavaş yavaş anlıyordum. Daha etkin bir mücadele vermeliydik. Peki nasıl?
Ne elde vardı, ne avuçta; ekmeğe bulamadığımız parayı, silaha nasıl bulacaktık? Bu arada amcamı götürmüşler, işkence etmişlerdi. Döndüğünde sakat biriydi. Aklını oynatmıştı. Kudüs sokaklarında "Filistin öldüüü!" diye bağırarak koşuyordu. Bu yüzden iki kez Filistin polisi yakaladı amcamı. Son yakalanışında Filistin Devleti'ne hakaretten işkence gördü. Onu çıkmaz bir sokakta bulduklarında iki bacağı da kırıktı. Sonuçta o da öldü, ama çığlıkları sekiz yıldan beri kulaklarımda durur: "Filistin öldüüü!" Şimdi yirmi yaşındayım. Kulaklarımda annemin ve amcamın çığlıkları, gözlerimde babamın donuk gözleri...
"Ölmedileeer!" diye bağırmak istiyorum, "Filistinler ölmez!" Çünkü Filistin'in yanında olan yüreğimle ben de bir Filistin'im!..
YAŞANAN DEVLET TERÖRÜNÜ KINIYORUZ !!
Dec. 28
|
|
|
JUBA BAGHDADwrote:
في كل يوم اجد تلك الدموع
تفيد, لكــن لم اجد مناديل لها وبحثت ولم اجد سوى دمعت
يتيم Every day I find that
those tears, but I did not find tissues and examined the lens but I did not find
orphans
![]() أنا العراق I'AM IRAQ
Dec. 28
|
|
|
Fikrimin İncegülüwrote:
![]() DOSTSUZ DÜNYA OLMAZ İMİŞ
DUASIZ KALMAZ İMİŞ.
DOSTUN DUASINI ALANIN SIRTI YERE GELMEZ İMİŞ.
DUALARINIZA,DOSTLUĞUNUZA,İLGİNİZE,SEVGİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM,
GÜZEL DOSTLARIM
ALLAH SİZİNLE VE SEVDİKLERİNİZLE OLSUN
HAYIRLI GECELERHAYIRLI GECELER
Dec. 23
|
|
|
Nov. 30
|
|
|
ziLaη αняαяwrote:
Yusufun kanlı gömleğini andırırsa yüreğim
Nov. 27
|
|
|
Aydın ELÇİwrote:
![]() Dagların yamacındayım Dağların yamacındayım,firardayım. Özğürlük için çarpışmadayım..... Eziklik,hor görülmek,yoklukla mücadeledeyim.. Kendim için,insanlıkiçin,gelecekteki çocuklarım için... Kimileri yaslamış sırtını Ağaya Devletide almış yanına. Ortak olmuşlar tüm yalanlara... Ana ağa devlet baba.... Vur vurabildiğin kadar abalıya... Kar yagar dagın yamaçlarına. Zifiri karanlıkta sovukhava titreyen dudaklarımdan Fısıltıyla çıkar türkülerimiz ezgilerimiz... Anam,babam kardeşlerim gelir aklıma. Kör kurşunlar vızıldar etrafımda... Ağa adamlarıyla gelmiş beni vurmaya. Cumhuriyettin kaçıncı yüzyılında. Hala çanak tutar devlet ağaya. Sormaz. Hani köylünün topragı,ekecegi. Neden olsunki,karın tokluguna çalışmak varken ağaya. Memleketin sahibi olamaz ne yerlisi ne devleti. Ağası varya aşireti. Diziler yapılır oldu ve bunu görür tüm milletivede devleti. Ağalar moda oldu artık meclisi doldurur oldu. Yanımda candaşım vuruldu. Can havliyle dayan dayanabidigin kadar Varalım yüksek yamaçlara. Vuruşalım,çarpışalım ağave adamlarıyla Canımız akan kanımız helal olsun. Özgürlük için akmaya... Dagların yamacındayım. Üzülme anam firardayım...
Nov. 27
|
|
|
ismail ufukwrote:
Kavuşursak biteriz biz, Biz mutlu sonlar katiliyiz. Kavuşursak biteriz biz. Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz. Herkesin bildiği bir aşk, Herkesin attığı bir imza Herkes gibi değiliz biz. Belki biraz serseri, Belki biraz deliyiz, Ama kavuşursak biteriz biz. Pervane böceğinin mum alevine sevdası Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz Yanar ama su içmeyiz Etrafında döner, ateşle dansederiz. Bize kimseden zarar gelmez, Biz zararı ancak kendi kendimize veririz. Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz. Biz artık biz değiliz. Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde Ama bedenen kavuşursak biteriz biz. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir, onu söyleriz, Kavuşursak biteriz biz. İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz, Dokunursak kanar ellerimiz. Kimselere söylemez gizli gizli severiz Ama kavuşursak biteriz biz. Bir kor var içimizde yanan, Onu küllendiremeyiz. Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz. Bir aşk var bizi biz yapan, Kavuşursak biteriz biz. Biz herkes gibi değiliz. İstedeğimiz zaman gelip, İstediğimizde gidemeyiz. Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz. Ne bir filmdeki mutlu son, Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz. Sadece özlemle severiz, Ve kavuşursak biteriz biz. Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık. Artık her aşk her ağızda sakız. Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız. Belki ayrı şehirlerdeyiz, Ama her gece aynı mehtapta buluşur, Yağmur yağarsa, çıkar, Aynı yağmurun altında ıslanırız. Bu aşkı ancak biz biliriz. Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar, Mektupları suya yazarız. Biz belki ayrıyız, Ama her gün aynı geceyi sabahlarız. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir onu söyleriz. Kavuşursak biteriz biz.
Nov. 25
|
|
|