zifir's profilekalk âşık kalk..acele et...PhotosBlogListsMore Tools Help

kalk âşık kalk..acele et biraz / bak!

su sesi geliyor../..sense susuzsun ve uyuyorsun..

ah..!

ne olur kim olduğunu bilsem pia’nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia’yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim. ...... sezai karakoç

zifir ...

Interests
Özgürlük hareket bildirisi...

ßir taş at
ßir taş daha at
ßir şiir ateşle
ßir yumruk yükselt
sesini yükselt
ßir çocuk yetiştir
duvara bir slogan yaz
şehitleri an
ßir hayal kur
ßir barikat kur
tarihine sahip çık
sokaklara sahip çık
ßir slogan at
ßir tohum ek
ßir ateş yak
terle
ßir bildiri bastır
ßir yara sar
ßir dosta sevgi göster
ßir miting düzenle
arkanı kolla
gökyüzüne bak
iz bırakma
işçilerden öğren
bir yoldaşa öğret
ßir hücreyi ziyaret et
ßir savaş esirini kurtar

malcom x

umut...


Recados e Imagens - Flores - Orkut

Recados, Gifs e Imagens no Glimboo.com

Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
November 28

..!

Kar Yağıyor

     

Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma
Ve avuçlarımda sensizliğin hüznü
Karanlıklar bir celladın ipi gibi dolanır boynuma
Bembeyaz bir sevdamız olmadı bizim..
 Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma. Bak kar yağıyor şimdi avuçlarıma
Sanki gökyüzünden sensizliğin kırıntıları yağıyor
Bir sen yağmadın gece gibi üstüme
Bir sen yağmadın kar beyazı gecelerime
Bir sen olmalıydın diyorum bazen umutlarımda
Bir sen olmalıydın yalnızlığımın kırık düşlerinde
Ama umudun bittiği yerde
Hangi kartenesindedir sevincimiz söyle
Söyle!
Beni bırakıp gitmelerinin haddi hesabı neydi
Bir çocuğun sevincini büyük ihanetlerle mi bertaraf ettin
Kartanelerinin hiç mi anlamı yoktu
Karbeyazı gecelerimin hiç mi değeri yoktu yanında
Hiç mi yüreğine ateş düşmedi
Hiç mi yüreğin yanmadı söyle
Hiç mi yüreğin yanmadı…
Gökyüzünde sayısız yıldızlarımız vardı
Hepsine kendi adımızı bırakmıştık
Bir yıldız kaydımı
Yüreğimize ateş düşerdi
Buz gibi ayaz gecelere sığınırdık
Kartenelerini arardık gözlerimizde
Ağlayınca gözyaşlarını silerdim parmaklarımın ucuyla
Ve bir öpücük kondururdum yanaklarına
Yüreğine umut düşerdi
Ve ağlardım sonra……
Ben ağlardım……
Sen susardın……

Hep senin yerine ben yanardım
Ben yandıkça sen susardın
Sen susardın gecelerin inadına
Sen sustukça ben yanardım…
Alevim olurdu suskun geceler
Bir sen yanmadın yanan yüreğime
Bir sen yanmadın küllenen ateşime
Bir sen yanmadın seven kalbime
Bir sen yanmadın, bir sen yanmadın…….

Ve şimdi ise buz gibi gecelerden korkar oldum
Bir yıldız kayacak diye içim titrer
Kar yağacak diye içimdeki çocuk ağlar kendi haline..
Ama gözlerimdeki kartaneleri erimedi
Yüreğimdeki ateş dinmedi yıllardır
Hasretine kaldırdığım kadehi duvara çarptım dün gece
Seni dinledim kendimde
Sen yine sustun gecelerin inadına
Ve ben susturamadım yüreğimi
Susturamadım……………..

 

November 27

..!

 

 

KENDİME SARILDIM...

 

Geçemezsin kalbimin sokaklarından artık
sana geldiğim yollardan döndürdün beni
kendime sarılacağım yeniden seni hiç sevmemiş gibi
kimsesiz bir vedanın busesini söküp dudaklarımdan
gökyüzüne fırlatacağım
varsın söz dinlemesin gözlerim
varsın ağlasın isterse yağmurlarla
seni unutacağım
Vuramayacak artık anıların da beni
gönlümün arka sokaklarında dolaşmak yok

korkmuyorum şarkılardaki veda makamından
korkmuyorum kalbimle buluşmaktan
beni benden başkası vuramaz artık inan
seni unutacağım
en yorgun yerindeyim hayatın
en yoğun acısındayım sevdanın
hüznün karanlığını aydınlatacağım
her sabah biraz daha kendime sarılıp
seni unutacağım

..!

 
Ben ciğerlerime mayın döşüyorum sana koşarken
Sen yoksun
Önce bir şiir itiyor dilimi geriye
Adından öpüyorum,geçiyor
Kim inanır buna leyli?
Kaç adam sevdiğini adından öper?
Kaç sevgili adını öptürmeyi becerir?

Sana, adına hayal denen bir yalan söyleyeyim leyli
Sen ben
ben sen olayım
Gül suyu yağsın bulutlardan
Varlığımızı eritelim be leyli
Sesin sesime alaşım olsun

Duydun mu
Rüyanın karesiydi bu
Hayalin ölüsü
Çünkü herkesin göğüne gömülen bulutlar yok bende
Çünkü baktığını çöl gören bir deliyim
Çünkü aklım yok bende
Kalbim bende yok!
Kalbin bende yok!
Yoksun!
Arıyorum
Eriyorum
Kendini nereye sakladın be leyli?

Ellerimde beynine hançer saplanmış bir adamın resmi
Yoksun
Sağına konduruyorum yokluğunu
Soluna eğiyorum yokluğumu
iki ucu kendim olduğum bu savaşta
ceset olmaya hazırım
Bir iyiliğe var mısın ?
Gözlerinin beyazına sarılayım
Çenemde saçların kırkbin düğüm olsun

Yanı Aşk beni Nereye kaldırdı bulamıyorum..

Gelme....
Acının karnındakı sancı sensiz ölesim doğmakta..
Gelme...
Saçlarını sıçrayacak yoksa kalbinin kanseri...
Gidecek Kış Gözlerinden, Sel altında kalacak sesin tekmelenecek varlıgın.. Çıkacaksın Dünyadan....


MEHMET ERCAN

_________________
Ama gitme..
Daha saat Hoşça/kaL'ı göstermedi ßitmee!

..!

 
 
 
 
Nedir yaşam;
Başkalarının acılarını emmekle geçirilmiş bir sünger mi..
Modern gündelik hayatın yatak odalarına,
 tuvaletlerine, dev büyüteçlerle dalan,
gerçekliğin, korkutucu karmaşasına ,
psikolojik göndermeler yapılan,
ezeli oyuncu insana anlam verme çabası mı..!
Kentliler, köylüler, burjuvalar, aristokratlar,
veliler, deliler,
sanat ve aşkın en belirgin ifadesi olan,
yüzler kıçlar, baldırlar,,,
her kurum, ve kimlik yıldızlı, yaldızlı, cilalı,bütün ilişkiler
Yoksa,

Ezbere dayalı atmosferin,
varoluş temeline dayanan esareti mi..!
Kaderin ve tinsel baskının hüküm sürdüğü
bir gecenin sonunda,
dökülür bu soru işaretler karmaşası…
.Bütün tedirginliklerin,
 kaygıların,kuşkuların ardı ardına gelmesi
bir krizin başladığı son saniyeleri haber verir....
Bu sinyali alan ben…..
zannetmeyin ki;
derin galaksilerin arasına dalmış.
Bu yazgıyı,tinsel baskıyı,
varlığını değiştirme konusunda,
beyninin henüz ölmediğini,
duygularının henüz kurumadığını,
hangi ruh durumda olursa olsun
kendi yazgısının yaratıcısı olduğunun bilincinde.
Bu gece yazılan yaprakların arasında yürüyen siz
kim ve ne olduğunuzu,
gizli deliliklerinizi, kendi kusurlarınızı,
korkularınızı, yanlışlıklarınızı,
karmaşalarınızı,,suçlarınızı,
anlık feveran'larınızı,
yokluğun acısını,varlığın karmaşa'sını
açıkyüreklilikle ifade edebildiniz mi..!
Yoksa….?
pamuk prenses ,Külkedisi, Sinderalla, Pollyanna.
Don kişot, Don juan, Robin Hooud mu ! 
oldunuz..
Veya Bunlarla da yetinmeyip,
 büyük değişimlere inat edenlerden,
 küçük değişimlerin istediği ,
yürekliliği gösterebilen yolculardan mı sınız..!
Ya da başarısızlıklarınız da, yaşamı seçememeniz de
 tanrıyı suçlamanın kolaylıklarına mı sığındınız..!
Yahut da….
Her birimiz, pollyanna'nın mutluluk sırlarını
kendimize rehber edip,
hayatı “ti” ye aldığımızı zanneden,
amatör  oyuncu mu yuz..!

sürgün yemiş gecelerden...

 

Baskın yemiş tutuklu gibi,

yasaklı ruhun izlerini taşıyorum…

ayışığı, sürgün yemiş gecelerden gülümserken,

ayaklarına pranga vurulmuş yalnızlık,

katran yitmelerden kadranını bileyerek,

ayrılık senfonisini fısıldıyor…

yüreğime düşen kırçiceklerin inadına..

notalar eksik,makam kopuk,

dinleyen dinletenden yorgun….

hüznü sonbaharı yaşıyor gönlüm..

kırık ezgileriyle birlikte..

kelimeler yorgun…

sözcükler anlamlarını yitirmiş…

kalem suskun….

susma hakkını kullanıyorum…

sus deli gönül…

bıçak sırtı geçmişe inat…

gördüklerin göreceklerinin kefili …

hissettiklerin hissettiklerin bedeli..

yazmak … konuşmak çözüm olsaydı şayet…

sen bunları çoktan dile getirirdin elbet…..

O yüzden gene hayata geç teğet…

mutluluk hakkınsa eğer…

yaşadıkların yaşayacaklarına değer…

her şey masalmış anlatılandan meğer…

buzdan gözyaşları…

heykelden resimler çizmekse hüner…

gönül bunları istemese de resmeder

kumdan kaleler…yapbozdan oyunlar

hayat bu işte!...

bazen kandırır, bazen de böyle oyalar…

yaş vucudun altında bükülür…

geçmiş, kambur olup karşında dizilir…

yaşanılan tüm hatıralar,

sürgün yemiş gecelerden...

 

 

..!

 

 

 

Yazacağım divitim tükenene kadar ,

Mürekkebim yalnızlığıma teslim olana kadar,

Dolu dolu mutluluk veren bu rahatsızlıklarımı, intihara matuf kalbim ile,

Darağıcana gönderene kadar sayıklayacağım.

Titrek mahkumlar gibi,

Kelimelerin izdivacında en söylenmedik ,

En baba yiğit sövmeleri yorulana kadar haykıracağım..

Önü kör aynalara tekme atar gibi,

Buzdan heykellere yürek yangını işler gibi.

Bazen bir deli nöbeti bazen deli gömleğini giyer gibi.
Ne zamanki ruhum azad eylerse beni düşlerimin ötesinde

 Biliyorum bekliyor bir peri beni.
Ey ruh ,

Gördüğüm duyduğum

Ve

Karşımdakine saçma gelen tüm imgelerimin,

 Anhesıde benim, isim babasıda benim.

Benim bu saçmalıklarım,

Doğan güneşe ağlarken ,

Batan güneşe göz kırpanda benim.
Varolduğumun sancılarını yaşayıpta ,

Yokoluşumun feryatlarını haykıranda benim.

Varlıkta Benim ,yoklukta benim.

Ey benim zavallı ruhum

,Uyan!.

 Çünkü,kötü düş görmektesin../

..!

Düşlerim Düşüyor..
 

Düşlerim düşüyor
Ben düşüyorum
Düşlerim bir yana ben bir yana…
Ben yalnızlığımın eseri
Sen gitmelerin kölesi…
Ruhumu astım selvi ağacına
Canımı sıktı…
Şiirlerim hep yarım kalıyor bugün
Enkazlarımda ölü hep…
Uyumak uyumak istiyorum bugün
Uyumak ve unutmak
Bugün kendime kızgınım
Bugün çok huysuzum…
Yok olmak istiyorum
Şiirlerimde kelimelerim baş kaldırdılar
Bende noktalarla bitirdim hepsini
Virgüllerim kırılmışlar bana
Gelmeyiz dediler…
Gözyaşlarım kirpiklerimi ıslatıyor
Yine tuzlu tadı var…
Neden niçin bilmiyorum bu hırçınlık…
Ruhumu astığımdan beri
Yüreğim korkak
Yeminlerim suskun…
Kıracak bir şeyler arıyorum
Köşe başında umudumu buluyorum
Duvara çarpıp kırıyorum
Tuzla buz karardı etraf…
Yorgunluğumu dinlemiyor bugün
Uyku haplarından nefret ediyorum
Nazar boncuklarımı camdan dışarı attım
O çok sevdiğim mumlarım tozlanmış
Bana ne dedim…
Şarkıları susturdum bugün
Dışarıda güneş
Tenimde kavga…
İçimdeki sesi bir bardak güneşle öldürdüm
Duvarlar üstüme üstüme geliyor
Kapılar kilitli…
Gemileri çoktan yaktım
Kaçamıyorum…
Boğuluyorum…
Yüksek sesle şarkı söylemekten nefret ediyorum bugün ../

..!

 

Ölümün etrafa yayılan polenlerinden ben de payımı aldım bu hayatta.Eskiden olsa,ne olursa olsun,ölümün karşısında şövalye gibi kuşanmış bir şekilde dururdum.Aslolan gerçekleri göremeyişimmiş.Bir kafesteyim ben artık.Havanın vücuduma yaptığı dokunuşlar bile canımı yakar oldu.KıZgıNım bugün...KızgınıM hayata gerçek duygularla bağlı olmama rağmen,sahteliklerle oynanan tiyatro oyunu olduğunu anladığım için hayatın.Zirveye çıktım sandığım zamanlarda bile daha hayatın eteklerinde "kör"ebe oynuyormuşum meğer...
November 17

..!

Masalım / Oyuncaklarım / Günahlarım

Özletmeyin Azrail'i..Ayartmayın yalnızlığı aleyhime.
Kurban edin beni düşsüzlüğüme..
Daha fazla zorlamayın öyküsüzlüğümü.
İsnat edilen tüm suçları kabul ediyorum.
Suskunluğum/ tek suçum..

Ben ki; suç mahallinde yüzlü kirli bir çocuğum. Üstüm başım hazan. Görüyorum ki; çoktan kurulmuş sandalyeler, tam orta yerinden vurulmayı bekliyor gövdem. Birazdan ayıklanır yüreğim köklerimden. Ben ki; üstü örtülmüş karanlıkların tek müsebbibi, ben ki; tüm günahların ev sahibi. Soluğumdan çekin ellerinizi. Bana ölmeyi tek çare göstermeyin.Susmayın ya da susturmayın beni. Bana biçtiğiniz dışı kalabalık içi çıplak sıfatlar yetmemiş olacak ki, rahmimde taşıdığım düşsüzlüğüm kürtaja zorlanmakta..Çekin ellerinizi gövdemden. Çekin gözlerinizi geleceğimden. Özletmeyin bana Azrail'i.Bedenim çamurdan ibaret. Bırakın bulansın yüzüm öyküsüzlüğüme.

..........

Masalım / Kırıklarım, oyuncaklarım. Hepsi darmadağın işte. Arama beni " bende " .Kayıplardayım. İçimdeki çocuk depreşti / sadece suskunluğum nüksetti.Farkındayım, tükenen kelimelerimin sende açan yaranın büyüklüğünü. Ne olur sen bari anla beni. Başarabildiğim, umutlanabildiğim tek varlık sensin. Tutunduğum, kendimi bulduğum, kendimi kendimle yendirip sende kendimi var ettiğimsin. Bilesin ki senden başka hiçbir gövde kabul etmez bu hakir kökleri. Hiçbir gökyüzü yer açmaz benim gibi uçları kırık uçurtmalara. Ne olur sen bari anla düşsüzlüğümü/ öksüzlüğümü. Kapadıkça açılan yaralarımı bari sen yama. Ört üzerimi yoksa..Yoksa ben bende tükenecek. Tut ellerimi masalım/ tut..Sakın bırakma.



Eksik kaldığımı, seni senle başbaşa bıraktığımı söyle..Senin dışındaki herşeyden kovulan bu yürek, senden başka hangi izânın ayak ucunda avunur söyle.Susma ne olur.Beş para etmez bir gölgem duruyor önümde.Sende bana ait ne kadar eksik varsa söyle.Tamamlayamadıklarımı, yamayamadıklarımı anlat bana.Gülümse sen, içindeki birikmiş tüm sözcükleri anlarım ben. .Senden başka bilmediğim lisana inat öyküsüzlüğüme, öksüzlüğüme bir anlam daha katarım.Yeter ki sen söyle...

Ben ki, seni en az senin beni sevdiğin kadar sevdim.İnkar etmiyorum, bazen seni suskunluğumla başbaşa bıraktım.Bazen de boşluğa saldım seni.Ama her zaman sevdim; en azından senin kadar sevdim..Unutmanı istemediğim tek bir şey var.Ben ki, her çicekten bal almaya yeltenen bir arsız değilim.Ben ki, uğradığı her limana zehrini akıtan yabancı uyruklu bir gönül hırsızı değilim..Ben sadece, unuttuklarımı unutmaya çalışan imlasız çocuğum, gözünde yağmuru eksik olmayan...

Söyle ne olur seni bensiz mi bıraktım ? İçimdeki hangi söz, hangi cümle, bensizliğin kanıtı ?
Sor bakalım kalbine..Seni hangi gölgeye emanet ettim ? Bedel ödeyeceğim diye kimin diyeti bildim seni ? Kovulduğum yüreklere yüzümü bulayan ben, suskunluğun dilinde kanıyor. Sanki susmaya yeminli. Sanki konuşmamaya sözleşmeli. Benimkisi sadece ihtimalleri ayıklanmış çığlıklar.Aldırma alıngalıklarıma..Aldırma kendimdeki susmalarıma.Öyküsüzlüğüme denk geldi ağlamalarım..Suskun muyum yoksa, içimde sana yakılmış ağıtlarımın sesini duymuyor musun yoksa ?

Ey kanatları kırık kadın;

Beni bırak benle. Sendeki ben varken ölme zamanı mı şimdi. Doğrul kazdığın mevzilerden. Utanma sakın yüzünden akan gözyaşlarına. Aldırma yüzünü yalpalayan rüzgara. Yetmedi mi bedenini pervasızca harcadığın ? Yetmedi mi kendini geçmişe gelin ettiğin ? Bırak yüreğini avuçlarıma.Olduğun yere kücük bir gökyüzünü çiz. Her gece başını yastığa koyduğunda yüreğinin enginliğine bir yıldız koyuver dudağın ucuyla. Aldığın her nefese bir umut ekle. Ben " bende " savaşırken sen sendeki beni gölgelerine sığın. Hani sen umuttun, hangi sen dayanıklıydın ? Sıra mı ölmenin. Soyun üzerindeki vesvese dehlizlerini. Sıkı giyin hayatı.. Sakın ardına bakma. Yaşayamadıklarınla örme hayat evini. Küçük sevinçler iste, acı ve gözyaşı değil.. Avuç ici miktarında gülüşler dile kendine. Kendine bir yüz seç. İmkansızlığına bir kürek miktarı sevgi aç. Hisset kendini bende . Varlığını demirle gözlerime. Sığın kokuma, sığın adımın baş harfine. Soyadımı alamasan da adını fısılda kulağına. Sakla beni en derine.. Gözlerinden ibaret bir dünyayı hediye eyle bana.Varlığından utanacak değil; varlığınla duyulacak bir perdeyi arala gözlerime. İçimdeki cocuğu bırak. Bana bir masal anlat içinde sadece umut var olan. Bana bir hayat ver içinde "can" olan. Bana bir söz söyle içinde "ölüm" olmayan....

Ey hazanı bol mevsimin bahara bakan yüzü,



Ayak uçlarımdan hayat çekilirken canını canından çekme zamanı mı şimdi ? Bırak ellerin değmesin ellerime. Varlığıma tutunyeter.Karanlığın içinde bir mum yakıver. Ellerini gökyüzüne çevir. Adını bırak dudaklarıma. Gidebildiğin yerde değil, yaşadığın yerde nefes al. Her gece başını koyduğun yastığı göğsüm bil. Akıt gözyaşlarını benim için. Bırak aksın içimdeki kabuk bağlamış yaralar. Kırıklarımı topla şimdi. Mevzini değiştirme silahı kırık asker. Sadece menzilini seni sende / sadece sen diye sevecek bu yüreğe çevir. Her satırımın bir masal olduğunu bil. Her nefes alışımı dua. Bana dönüp nerdesin diye sorma. Gögüs kafesinin üstüne koy elini ve gözlerini kapa.
Ben nefes aldığın yerde olacağım.
..

Zaman, ne yaşanacak kadar muhteşem,
Ne de ölüme koşacak kadar berbat..


Ait olduğun yerde kal..
Sadece bir anahtar deliğindeki ışığa çevir yüzünü..
Gülümse sadece..
Varlığını sun..
Aitliğini değil
Geçmişini, geleceğini bırak orada..
Bir masal ol içimdeki çocuğa


Sakın sakın
Suskunluğuma aldanıp bendeki seni yorma..
Sadece, gülüşlerini pencereden bırak..
Kim bilir o gülüşlerin bir gün umut olur bir yüreğe

Masalım,
Kırık kanatlarını sar şimdi.
Sar ki;
Düşsüzlüğün içinde üşüyen bu yüreğe kanat ger..
Beni bildiğim kadar değil,
Bilmediğim kadar sev..



21 Şubat 2008 12.10

İsmail Sarıgene
November 15

..!

ÜZGÜNÜM YÜREĞİM.....BÜYÜDÜN../

çocukların oyununa katıldım bugün,
oynadıkları sokağın adını öğrettim onlara,
"düş sokağı" ,
sonra düştükleri vakit,
ellerinden tutacak olan'dan bahsettim,
onları çok seven bir-inin varlığını fısıldadım yüreklerine...

sonra baktım ki gözlerine,
“umut" vardı
ve...
yüreğim, yüreklerinde kaldı....
……

üzgünüm yüreğim,
ben oynamayı unutmuşum,
düşlerle mutlu olmayı unutmuşum,
küçük şeylerden mutlu olmayı unutmuşum,
senin üzerine elimi koyup umudumu beslemeyi unutmuşum,
ayak uyduramadım…

üzgünüm yüreğim,
sana büyüdüğünü hatırlatmak düştü bugün bana…
 
..ανяєѕуα кαуıρ..

..!

ah huzur..!

..!

 
 
 
ve..
sessizlik..
bir ömür boyu dilediğimiz bu mu acep?
bir ömür'den dilenen bu mu?
dileyen kimdir zahirde; ben miyim?!
bu kafası yüreğinden
karışık kız..!
 

..!

 
/vedâ sözleri yankılanırken çevremde,
ben miyim..gör(e)meyen bu siluetimden vedâlaşarak gidenleri?!
ben miyim sadece sessizce ağlayan../
 

..!

 
başlangışta hayatın hep beni haklı
çıkarmasından korktumsa da birgün bana hayallerimi ne yaptıgım
soruldugunda..
onları israf ettiğimi söylemek
mecburiyetinde kalmaktan
artık korkum yok..
 
yeni cümlelerim var çünkü benim..!
 
--n.bekiroglu--
yitik lâle..
 
Photo 1 of 18

ah..!

başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere yaşadığından uzun bir tatlı yolculuk dalından inmek yere ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince nerde gördüklerim nerde o beklediğim rengi başka tadı başka.. CAN YÜCEL

umut...


Recados e Imagens - Flores - Orkut

Recados, Gifs e Imagens no Glimboo.com

Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller.. sezai karakoç.......

.<<<<<<

   Neredesin Sus Kaldır at şu yıpranmış sözcükleri Ellerimde ellerinle büyüsün düşündüklerin İlk yaratıldığın güne dön Sus Ne bulduk iki yüzlülüğünde seslerin Sus büyüsün bu derinlik Büyüsün öğreneceklerin Sus Bu gürültü yıkacak evreni günün biri Sus tükeniyoruz soluk soluğa Buğu gibi Hani erken inerdi karanlik, Hani yagmur yagardi inceden, Hani okuldan, işten dönerken, Işiklar yanardi evlerde, Eskidendi, çok eskiden. Hani ay herkese gülümserken, Mevsimler kimseyi dinlemezken, Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken, Eskidendi, çok eskiden. Hani hepimiz arkadaşken, Hani oyunlar tükenmemişken, Henüz kimse bize ihanet etmemiş, Biz kimseyi aldatmamişken, Eskidendi, çok eskiden. Hani şarkilar bizi bu kadar incitmezken, Hani körkütük sarhoşken gençligimizden, Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yildizlar eski Hatiralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti. MURATHAN MUNGAN

                               

"bedeninle dunyada kalbin ile ahirette ol"  

 

 
 Gül ve Kahır

"Eğer çekemezsen gülün nazını;

Ne dikene dokun ne gülü incit!

 Sahrada mecnun değilsen;

 Ne leyla`yı çağır, ne çölü incit..."

 

Rabbim! insanoğullarından çektiğim
yeter.
yalnız senin ellerin dolaşsın ömrümde.yalnız sen
mahkum eyle, sen azat et!..
ve yalnız sen canımı iste benden ki nereye sakılıyacağımı
şaşırmadan, vereyim!
Yarab!
insanoğullarından çektiğim
yeter,
gökyüzünde hisseme düşeni ver!..

  

  
 

  





รקคςєรเ๓ค ﻮєгєкรเz א๏гย๓lคг ๒เгคк๓คאเภ ../..א๏гย๓ אคק๓คк z๏гย๓๔ค ๔єğเlรเภเz

ﻮєгєкรเz ๏lคภlคг ๒เlเא๏гlคг кєภ๔เlєгเภเ รözü๓ ๏ภlคгค...

รקคςєร'lคгเ кเгlєt๓єאєlเ๓.. кเгlєtєภlєгเ ยאคгคlเ๓..!!

 
        

 

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Sinelfcanwrote:

Merhaba. Size bir armağan bırakıyorum. Sohbetimize her zaman bekleriz. Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz. Hakkınızı helal edermisiniz? A. e. o. K.i.b www.xat.com/sevgi_esintisi 

        
Go Large!
         

Mar. 12
Feb. 8
 Dinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin ArtsinKimler ÇevrimiçiToplam Ziyaretçi SayasıHaftalık Ziyaretçi Sayısı 
Jan. 25

BEN DE BİR FİLİSTİN'İM!

Doğar doğmaz bir İsrail askeri gördüm. Miğferliydi. Bana bakarken suratını buruşturuyor, ayrıca da ağzından burnundan dumanlar çıkarıyordu. Çok korkmuştum. Meğer sigara içiyormuş.

İkinci gördüğüm insan annemdi, ama o donuk gözlerle gökyüzüne bakıyordu. Halbuki bana bakmasını, bana bakıp gülümsemesini, sonra sarılmasını ve beni sevdiğini fısıldamasını isterdim. O an anneme öyle ihtiyacım vardı ki... Ne çare istediklerimi yapamazdı. Çünkü ölmüştü.

Annem İsrail barikatına takıldığı için, hastahane yolunda, çığlık çığlığa öldü. Ben karnındaydım henüz, doğum çok yakındı. Barikata takıldık. Annemi taşıyan ambulansın üzerine çevrildi namlular. Annemin karnındayken tanıdım kara namluları. Annemin haykırışları, çığlıkları doldu içime, ben de çığlıklar atmaya, tekmeler sallamaya başladım İsrail merhametsizliğine, anlayışsızlığına; fakat ne bana aldırdılar, ne anneme, ne de çaresizlik içinde yalvaran babamla amcama...

Son derece soğukkanlı, hatta keyifli bir yavaşlıkla ambulansın her yanını aradılar, aradılar. Neden sonra:

"Bir şey yok" dedi askerlerden biri komutanına, "ambulans temiz."

"Filistinliler'in bulunduğu hiçbir şey temiz değildir." derken sırıttı komutan:

"Lastikleri de söküp bakın!"

"Ama durum âcil, anne hayatını kaybedebilir. Bu durumda tabii bebek de ölür."
Komutan kısık bir kahkaha attı:

"Fena mı olur, iki yalelli eksilir dünyadan. Emellerimiz biraz daha gerçek hale gelir."

Ambulansın lastiklerini söktüler.

Babam yalvardı yalvardı, babama içim parçalandı...

Amcam yalvardı yalvardı, amcama içim parçalandı...

Annem inledi, bağırdı, ağladı, yalvardı, anneme içim parçalandı...

Meğer annem, babam, amcam birer Filistin'miş aslında; daha doğmadan, Filistin'e içim parçalanırmış; bunu çok sonra öğrendim ve öğrenir öğrenmez de bin parçaya bölündüm.

 

Bin parçaya bölündüğüm gün babamın kucağındaydım. Her taraftan silah sesleri geliyordu. Biz babamla caddenin karşı tarafına geçmeye çalışıyorduk. Birden kendimi yerde buldum.

"Babacığım!..."

Attığım çığlık benim bile kulaklarıma yabancı geldi. Babam az ötemde kanlar içinde yerde yatıyordu. Gözleri bana dikiliydi. Ağzından kan fışkırıyordu.

İsrail'e ikinci lânetimi o gün okudum. İntikam yeminini de o gün ettim.

On iki yaşına geldiğimde elimde sapan vardı. İsrail tanklarına taş atıyordum. Arafat'ın "küçük general"lerinden biri olmak beni onurlandırıyordu, ama taş atarak üstünlük sağlamanın mümkün olmadığını da yavaş yavaş anlıyordum. Daha etkin bir mücadele vermeliydik. Peki nasıl?

Ne elde vardı, ne avuçta; ekmeğe bulamadığımız parayı, silaha nasıl bulacaktık? Bu arada amcamı götürmüşler, işkence etmişlerdi. Döndüğünde sakat biriydi. Aklını oynatmıştı.

Kudüs sokaklarında "Filistin öldüüü!" diye bağırarak koşuyordu. Bu yüzden iki kez Filistin polisi yakaladı amcamı. Son yakalanışında Filistin Devleti'ne hakaretten işkence gördü. Onu çıkmaz bir sokakta bulduklarında iki bacağı da kırıktı. Sonuçta o da öldü, ama çığlıkları sekiz yıldan beri kulaklarımda durur:

"Filistin öldüüü!"

Şimdi yirmi yaşındayım. Kulaklarımda annemin ve amcamın çığlıkları, gözlerimde babamın donuk gözleri...

"Ölmedileeer!" diye bağırmak istiyorum, "Filistinler ölmez!"

Çünkü Filistin'in yanında olan yüreğimle ben de bir Filistin'im!..

                                                                                                                                                                                      

         

   YAŞANAN DEVLET TERÖRÜNÜ KINIYORUZ !!     

Dec. 28
JUBA BAGHDADwrote:
في كل يوم اجد تلك الدموع تفيد, لكــن لم اجد مناديل لها وبحثت ولم اجد سوى دمعت يتيم

Every day I find that those tears, but I did not find tissues and examined the lens but I did not find orphans




أنا العراق

I'AM IRAQ

Dec. 28
DOSTSUZ DÜNYA OLMAZ İMİŞ
DUASIZ KALMAZ İMİŞ.
DOSTUN DUASINI ALANIN SIRTI YERE GELMEZ İMİŞ.
DUALARINIZA,DOSTLUĞUNUZA,İLGİNİZE,SEVGİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM,
GÜZEL DOSTLARIM
ALLAH SİZİNLE VE SEVDİKLERİNİZLE OLSUN
HAYIRLI GECELERHAYIRLI GECELER
Dec. 23

 

tiere_taube77

 GÜNÜNÜZ AYDIN OLSUN

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;

ext. Bild

Mekânı bir satıh, zamanı vehim.

ext. Bild

Bütün bir kâinat muşamba dekor,
ext. Bild

Bütün bir insanlık yalana teslim.

ext. Bild 

Aç Kapıyı

Aç kapıyı haber var,
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.

Biz geldik, bilen bilsin.
Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden.

 

***

Surda Bir Gedik Açtık

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes
Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es...

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

 Copyright ©2008 akdeniz rüzgarı™

a.f.g.

 

Nov. 30


 

Yusufun kanlı gömleğini andırırsa yüreğim
Çalarsa gözbebeklerim kırmızıya
Ak düşerse saçlarıma
Git ki, daha  çok mavileşeyim


Şefkat gözlerini bıraksam da dağ dağ
Düşerse gögsümden yüreğin
Çarmıha gerilsede seni anlamak
Git ki, uçan özgürlük olayım


Meryem'in hicabı sararsa beni
Susma ellerine düşsemde
Her saat çileyi adımlasamda
Git ki, yüreğim meryeme kalsın

İstemeden hatırlatsanda gidişini
Dönüş kılsanda gidişini/kaçışını
Duygularıma ram olsa da yürek dolusu
Git ki, git/meyi bileyim..

Nov. 27
 
 
Dagların yamacındayım

Dağların yamacındayım,firardayım.
Özğürlük için çarpışmadayım.....
Eziklik,hor görülmek,yoklukla mücadeledeyim..
Kendim için,insanlıkiçin,gelecekteki çocuklarım için...
Kimileri yaslamış sırtını Ağaya
Devletide almış yanına.
Ortak olmuşlar tüm yalanlara...
Ana ağa devlet baba....
Vur vurabildiğin kadar abalıya...
Kar yagar dagın yamaçlarına.
Zifiri karanlıkta sovukhava titreyen dudaklarımdan
Fısıltıyla çıkar türkülerimiz ezgilerimiz...
Anam,babam kardeşlerim gelir aklıma.
Kör kurşunlar vızıldar etrafımda...
Ağa adamlarıyla gelmiş beni vurmaya.
Cumhuriyettin kaçıncı yüzyılında.
Hala çanak tutar devlet ağaya.
Sormaz.
Hani köylünün topragı,ekecegi.
Neden olsunki,karın tokluguna çalışmak varken ağaya.
Memleketin sahibi olamaz ne yerlisi ne devleti.
Ağası varya aşireti.
Diziler yapılır oldu ve bunu görür tüm milletivede devleti.
Ağalar moda oldu artık meclisi doldurur oldu.
Yanımda candaşım vuruldu.
Can havliyle dayan dayanabidigin kadar
Varalım yüksek yamaçlara.
Vuruşalım,çarpışalım ağave adamlarıyla
Canımız akan kanımız helal olsun.
Özgürlük için akmaya...
Dagların yamacındayım.
Üzülme anam firardayım...

Nov. 27
ismail ufukwrote:
Kavuşursak biteriz biz,
Biz mutlu sonlar katiliyiz.
Kavuşursak biteriz biz.
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz.
Herkesin bildiği bir aşk,
Herkesin attığı bir imza
Herkes gibi değiliz biz.
Belki biraz serseri,
Belki biraz deliyiz,
Ama kavuşursak biteriz biz.
Pervane böceğinin mum alevine sevdası
Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz
Yanar ama su içmeyiz
Etrafında döner, ateşle dansederiz.
Bize kimseden zarar gelmez,
Biz zararı ancak kendi kendimize veririz.
Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz.
Biz artık biz değiliz.
Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde
Ama bedenen kavuşursak biteriz biz.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir, onu söyleriz,
Kavuşursak biteriz biz.
İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz,
Dokunursak kanar ellerimiz.
Kimselere söylemez gizli gizli severiz
Ama kavuşursak biteriz biz.
Bir kor var içimizde yanan,
Onu küllendiremeyiz.
Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz.
Bir aşk var bizi biz yapan,
Kavuşursak biteriz biz.
Biz herkes gibi değiliz.
İstedeğimiz zaman gelip,
İstediğimizde gidemeyiz.
Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz.
Ne bir filmdeki mutlu son,
Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz.
Sadece özlemle severiz,
Ve kavuşursak biteriz biz.
Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık.
Artık her aşk her ağızda sakız.
Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız.
Belki ayrı şehirlerdeyiz,
Ama her gece aynı mehtapta buluşur,
Yağmur yağarsa, çıkar,
Aynı yağmurun altında ıslanırız.
Bu aşkı ancak biz biliriz.
Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar,
Mektupları suya yazarız.
Biz belki ayrıyız,
Ama her gün aynı geceyi sabahlarız.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir onu söyleriz.
Kavuşursak biteriz biz.
Nov. 25